İZLİyorum

işte gazetecilik sorumluluğu

24/10/2009 · Kategori: gazetecilik

İDE…

Her gün öğleye kadar tüm yerel basını okumuş olurum.

Size bahsedeceğim yazıyı okuyana kadar, itiraf edeyim, yerel basında yazarlar arasında, hep “ben birim, diğerleri sıfır” diye düşünürdüm.

Fakat bu hafta sonu okuduğum bir köşe  yazısı benim gibi kendini beğenmişe bile yerel basında “vay be, böylesi de varmış …” dedirtti.

Bunu dedirten ise yazının “ide”si idi. İdesi bu kadar güçlü bir yazı epeydir okumamıştım.

İde nedir derseniz eğer; ide,  duyularla değil yalnızca ruhsal (manevi) olarak algılanabilen asıl gerçeklik, düşünce, fikir… düşüncenin tasarlayabileceği bütün üstün nitelikleri kendinde toplayan olgu, diye açıklanabilir.

Eşanlamda kullanılan ideali ise; ülkü, erek, gaye, amaç, mükemmel şey, kusursuz örnek, beklenen, istenen olarak yazıyor sözlükler…

Evet yazan kişi beklenen ve isteneni yazmış…Amaç , gaye erek bu olmalı demiş…

Başarabiliriz demiş…

Basındaki en sert rekabet bile buna engel değil demiş…

Yeri geldiğinde, kentin herhangi bir sorunu söz konusu olduğunda ortak manşetlerle çıkabilmeliyiz , diye yazmış…

“Bartın’ın sorunlarını Ankara böylece daha kolay duyar ,

 Bartın’ın bu birlikteliği sağlaması geldiğim yerden daha kolay”… demiş.

Benim gazetem bölgenin sorunlarına çözüm konusunda işbirliğine her türlü işbirliğine açık diyerek, adeta çağrı yapmış…

Bana göre bu çağrı sorumluluk bilinci kadar, bir özgüven belirtisi aynı zamanda…Tebrik ederim.

“Gelin hep birlikte Bartın’a demiryolu yapılması konusunda el birliğiyle çalışalım.”

“Gelin hep birlikte teşvikin uzatılması konusunda manşetler atalım.”

“Üniversitenin büyümesi, yeni bölümlerin açılması için ne gerekiyorsa yapalım” demiş…

Başka bir kentteki Gazeteci dernek/ cemiyetlerinin el attığı sorunların gündemi oluşturup, çözüm bulunmasındaki katkılarını örnek göstermiş…

Eğer, üzerine alırlarsa , bizim buradaki oluşumlara ince de mesaj göndermiş.

Geç kalınmadığını…

Bartın’daki gazetecilerin hiçbir eksiği olmadığını…

Hem de herkesin anlayacağı şekilde; “ Bir elin nesi var, iki elin sesi var “ diyerek anlatmış.

Evet, 3-5 yıldır, böyle bir idealin altını çizen, yada çağrıyı yapan birine rastlamadığımız için şaşırmadım da değil hani…

Sürekli kavga ve çatışmanın, üstelik kamu yararının göz ardı edilerek, en seviyesiz şekilde basında yer almasını nasıl da kanıksamıştık…

Yerel basından beklentilerimizi ne kadar da limitlemiştik…

Şimdi bir umut doğdu… Bakalım alışkanlıklar terk edilecek, rekabeti de elden bırakmadan kentin ortak menfaatleri çevresinde buluşulana bilecek mi ?

Reklamını yapmayalım ama, okuyucuya da ipucu verelim, bu çağrıyı yapan kişi ve gazete hakkında…

Yön gösteren (!) bu gazetenin aynı zamanda sahibi de olan yazarımız Atatürk’ün babasının adını taşıyor. Hiç tanımam, göz göze bile gelmedik ama Efendiliği (!) de satır aralarından anlaşılıyor.

Soy adı ise güzellikleri sabırla ören bir aletin adı.

Bu güzellikleri ören üç harfli alet aynı zamanda batar da…

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »