Bartın Olay Gazetesi/yazar Gülnaz Hasköy röportajı
M. İzler: Gülnaz Hasköy kimdir? Bize anlatır mısınız ?
G . Hasköy :1972 yılında Osmaniye-Düziçi ilçesinde doğdum. Evli ve iki çocuk annesiyim eşimin görevi itibariyle birçok şehirde yaşadım. Şuan ise Bartın da yaşıyorum.
M.İ:Yazmaya nasıl başladınız?
G.H : Yaşam sahnesinde sergilenen oyunlardan birini bana düşen rol hakkı ile devralmış olup, sahnenin gerisinde kalan gerçekleri kendi hayal gücüm ile sentezleyip küçük notlar ile kâğıda düşmesi sonucunda yazmaya başladım. Gördüklerim ve hayal dünyamın bana sunduğu tatlı bir uğraşı benim için yazmak. En başta küçük karalamalarla, not düşmelerle başlayan bir serüvendi ilk zamanlarda “öylesine” boş vakitleri doldurmak içindi lakin bir zaman geldi ki yazmadan duramaz oldum. İlk defa bir kâğıda not düşmem ve onu köşe-bucak saklamam dünyanın en önemli hazinesini saklıyormuş hissine kapılmama neden olmuştu. Belki o zamanlar benim bile tahmin edemediğim bir çizgi belirlenmişti yolum üzerinde.
M.İ :Yazarken nasıl bir ruh hali içinde bulunuyorsunuz?
G.H : Yazmayı çok seviyorum. Tuş tıkırtılarının yazarken yaydığı sesle birlikte etrafa dağılıyorum sanki. O an için konuyla bütünleşiyorum. Hayatın çetrefil oluşu ne yazık ki bazı durumlarda üzüyor insanları… İşte o konularda kendimi tamamen kaybolmuş hissediyorum. Olayın başkahramanı ile ağlıyorum, gülüyorum çoğu zaman. Elbette takıldığım yerlerde oluyor, o zaman “Ben ne yapardım?” diye düşünüyorum ama her düşünce sonrasında mutlaka devamı geliyor yazmanın. Yazarken bir hayli yoruluyorum. Bu yorgunluğumu Bartın’ın eşsiz doğa güzelliğini seyrederek atıyorum. İnsan bu doğa güzelliği içerisinde kayboluyor adeta. Gezinirken dinleniyorum ve taze fikirler geliyor aklıma.
M.İ : Peki, yazdıklarınızı defalarca okuyup-düzenler misiniz?
G. H : Bitirdiğim zaman defalarca okumuyorum öyle… İlk duygular ilk yansıyanlar güzelleştiriyor yazılanları, öyle düşünüyorum…
M.İ : Peki, kitap için atılan adımlar nelerdi? Nasıl başladı her şey?
G.H : Bir seneye yakın bir zamandır nette yayınlamaya başladım öykülerimi. İnsan en başta o kadar heyecanlı oluyor ki, yazdıklarınızın size yansımasını merak sancıları içinde bekliyorsunuz. Düşünün siz aklınızdan geçenleri veya hayal dünyanızın size verdiklerini beyaz sayfalara aktarıyorsunuz ve toplumun beğenisine sunuyorsunuz sonrasında. İlk etap da “Kim nasıl-ne düşünür?” diye aklınıza gelmiyor. Bu öyle bir şey ki, harflerle aranız iyi ise şayet satırlar gidişatı kendiliğinden belirliyor artık. Belli bir altyapı gerekiyor yazabilmek için. Örneğin çok okumak, bakış açınızın sınırlarını genişletebilmeniz gerekiyor. Olaylara yüzeysel değil de derinlemesine baktığınızda zaten kafanızda şekillenmeye başlıyor her şey. İlk zamanlar oldu-olmadı diye düşündüğüm bazen vazgeçme noktasına geldiğim ama asla kopamadığım bu tutkuyu unutmak yerine çalışmakla ilerletmeyi düşündüm ve öyle de yaptım. Ve bugün bir kitap çıktı ortaya… Kitabımın adı. “Satılık Ruhlar Mahzeni” Truva yayınevinden çıktı.
M.İ :Peki, yazarken nelere dikkat ediyorsunuz? Ne vermek istiyorsunuz okurlarınıza?
G.H : Yayınladığım hikâyeleri okuyan kitle gün geçtikçe büyümeye başladı. Genelde 17-60 yaş arasında ki tüm bireylere hitap etmesi, basit ve her insanın rahat bir şekilde anlayacağı kelimeleri özenle seçmeye gayret ediyorum ve sanırım bunda başarılı oldum. Başarılı oldum diyorum çünkü öyle yazıyorlar yorumlarına… Amacım, eski geleneksel duyguları yeniden yaşatmak… Okudukları süre içerisinde insanları hayal ortamına sürükleyip, kısa da olsa sorunlarından uzak kalmasını sağlamak, itiraf edilemeyen bazı cümleleri dile getirerek onları bir bakıma rahatlatmak… Özlem duydukları ama vakit bulamadıklarından dolayı arayamadıkları sevdiklerini aramasını sağlamak… Amacım, yazmak, okutmak, dinlendirmek…
M.İ : Yazarken ne tür zorluklarla karşılaştınız? Destek verenler var mıydı etrafınızda?
G.H : Elbette arada-sırada sorunlar çıkıyordu yazarken… En başta sosyal aktivitelerden uzak kalıyorsunuz. Çünkü bir amacınız var, kafanızda tasarladıklarınız ve aklınızı meşgul eden birçok düşünce var. Hal böyle olunca hedeflediğiniz işi bitirmek istiyorsunuz bir an önce, canınız çıkmak istemiyor bir yerlere… Destekçim, en büyük moral kaynağım. Her sözünün başında bana inandığını, mutlaka başaracağımı bildiğini tekrarlayan, beni sürekli motive eden bir eşim var. İki meleğim, kardeşlerim ve değer verdiğim birçok arkadaşım var. Her şeyden ziyade okurlarım var. İşte onların her biri “Muhteşem” insanlar. Çok seviyorum onları.
M.İ : Kitabınız ilk çıktığında neler hissettiniz?
G.H : Çok heyecanlandım, ağladım, güldüm. Karmakarışıktım anlayacağınız. Mutluluğumu anlatacak kelimeler yetersiz kalır…
M. İ : Bartın’ı nasıl buldunuz?
G. H : Biz yeşil severlerdeniz, bizim memleketimizde yeşildir. Buraya gelene kadar doğanın büyüleyici güzelliğinin esiri olduk. Yol boyunca uygun yerlerde durakladık ve bayıldık manzarasına. Zaten kitabın arka kapağında ki resimde Kurucaşile de çekilmişti. Bakar mısınız doğa tüm güzelliğini sergiliyor orada. Amasra, İnkum güzel yerler… Ben Türkiye’nin birçok ilinde bulundum. Ülkemizin her tarafı çok güzel ama Bartın çok daha farklı bir güzelliğe sahip, doğal, bozulmamış yeşil ortamı, yaylası, denizi ile aradığınız her ortamın sıcaklığını duyumsayabiliyorsunuz. Gürültüden ve hava kirliliğinden uzak şirin bir ilimiz. Ayrıca Bartın ırmağının şehrin ortasından geçmesi burayı daha da özel bir hale getiriyor. Çalışmalar neticesinde birkaç sene sonra Türkiye’nin Venedik’i olabilir Bartın. Bakın şu an şöyle bir düşündüm de canlanıverdi gözümde sağlı-sollu Bartın’ın şirin evleri ve tertemiz akan bir ırmak ve o ırmağın içinde gezintiye çıkan onlarca turist… Ben sevdim bu hayali siz? Kısaca burada olmak bir ayrıcalıktır.
M.İ Son olarak okurlara bir tavsiyeniz var mı? Çalışmalarınızın devamını da görebilecek miyiz?
G.H : Okumayı tavsiye ediyorum. Hem de bol bol okumayı. İnsan okudukça kendini geliştirir. Üretken olur. Aldığı bilgilerle hem kendini hem de çevresindeki insanları bilinçlendirir ve geliştirir. Eksiklerimizi tamamlamak için okumak şarttır. İnsan kendini sürekli geliştirdiği için kendine güveni artar. Güven eksikliği duymayan insan, işlerinde başarılı olur ve başarılı insanlar ülkenin geleceğini oluşturur. İlmin ve bilginin sonu yoktur. Yeter ki okuyalım.
Çalışmalarım elbette devam ediyor. Bence her şey yeni başladı… Devamı gelecek inşallah.
Röportaj : murat izler